Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1672




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1595

İktidar gölgesinde Ada'lı, Aykal'lı sanat yönetimi.... - 31.07.2014





Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası daimi şefliğinde beklenmedik bir değişiklik oldu.

Besteci ve orkestra
şefi Selman Ada, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in tasarrufu ile, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası daimi  şefliğine vekaleten atandı.

Rengim Gökmen'in aniden bu görevlerinden alınıp, yerine Selman Ada'nın atanması klasik müzik dünyasında beklenmeyen bir geli
şme olarak yorumlandı.

Gerçi, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlü
ğü ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefliği görevlerinden alınan Rengim Gökmen'in, Ekim 2014 ayında yasalaşması beklenen TÜSAK hakkında çok ciddi karşı eleştirileri olmuş, konuyla ilgili sert açıklamalar yapmıştı.

Sayın Rengim Gökmen'in TÜSAK'ta öngörülen kurullarda görev alma hususunda umudunu kesti
ği için bu açıklamaları yaptı söylentisi klasik müzik dünyamızda hakimdi

Konuyla ilgili asıl önemli geli
şme, Sayın Selman Ada'nın görevi devralmasından sonra basına yaptığı açıklamalardaki çelişki ve fikir bulanıklığıydı.

Zira göreve gelmeden önce TÜSAK ile ilgili yaptı
ğı açıklamaları ile, göreve geldikten sonra özellikle açıklamalar konusunda topu Kültür ve Turizm Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanına atması, bulanıklığın çok had safhada olduğunun göstergesiydi.

Zira, Sayın Ada, göreve  gelmeden önce TÜSAK ile ilgili yaptı
ğı  açıklamada:

"Devlet Opera ve Bale kurumlarımız yıllardır özveriyle çalı
şmakta. Eski yasalar günümüzde yeterli olmamakta. Devlet alt yapıya katkı sağlamamakta, kadro vermemekte direndikçe de opera-bale sanatını baltalamış olmaktadır. Devletin kamu yönetim sistemine tâbi olan opera-bale kurumlarımız, niyetler ne kadar iyi olursa olsun bu sistem yüzünden iyi yönetilememekte, verimli olamamaktadır."

demi
şken, göreve gelip henüz makama oturduğu sırada:

"Benim TÜSAK’la ilgili genel müdür olmadan önceki görü
şlerim ayrı bir yerde ama benim şu anda sanatçılarımızın geleceğini karartmamak, kurumlarımızın devamını sağlamak gibi bir görevim var. Dolayısıyla bir fikir beyan edecek halim yok. En yoğun şekilde, bir mutabakat, bir anlaşma ve iyi niyetle bakanlığımızla karşılıklı bir formülün uygulanabileceğine inanıyorum."

diyerek nasıl bir çeli
şki içine düşğünü gösteriyordu.

Devam edersek, Sayın Selman Ada göreve gelmeden önce:

"Evet! Ama çok uzun bir süreden beri sorunlarımıza sahip çıkan bir Kültür Bakanımız olmadı. Genellikle statükoyu muhafaza ettiler. Bir gün sorunları çözmeye aday olan bir hükümet iktidara gelir veya mevcut hükümet sorunları çözmeye karar verirse hangi Kültür Bakanı olursa olsun dü
ğmeye otomatikman basar."

derken, görev geldikten sonra:

"....zaten bu gibi konularda bizim fikir beyanımız ancak ki
şisel olabilir. Kurum olarak fikir beyan etme durumumuz olamaz. Çünkü o güç, politika, Sayın Bakanımızda, Başbakanımızda ve Cumhurbaşkanımızdadır. Tabii ki sakıncalı durumlar için konuşmak görevimizdir ancak bu da kişiseldir. İnsanlığın özgürlüğü dahilindedir. Bu noktada, TÜSAK’la ilgili kişisel olarak bundan sonraki fikirlerimi söylemem. Benim görevim, kurumun en iyi şekilde işlemesini sağlamaktır. Bu tür sorular Sayın Bakanımıza, Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza sorulabilir. Polemiğe girmek istemiyorum.”

demekte sakınca görmemi
ştir.

Bu açıklamaların ardından, klasik müzik camiasında "Devlet Opera ve Balesi Selman Ada ile nereye kadar gidecek, nasıl gidecek?" haklı soruları sorulmaya ba
şlandı.

Çünkü Sayın Ada'nın bir de Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrası daimi şefliği gibi bir görevi var ki, burada da orkestrayı yönetebilme açısından belli yönetim kriterlerini yerine getirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gibi, klasik müzik dünyasının göz önünde olan bir orkestrada, yönetim şekliyle asla yeni tartışmalara fırsat vermemelidir.

Sonuç olarak, son açıklamaları ile iktidarın gücüne teslim oldu
ğu izlenimi veren Sayın Selman Ada yönetiminde bu iki önemli sanat kurumumuzu çok zor günler bekliyor diyebilirim.

Bir de Gürer Aykal meselesi var ki, klasik müzik camiamızın aslında içten içe ne kadar girift ili
şkilerle yönetilmiş olduğunu gösteriyor.

Antalya Büyük
şehir Belediyesi'nin AKP'li başkanı Menderes Türel, "Piyano festivali Fazıl'la da olur Fazıl'sız da olur" deyince, taraflarca birbiri peşi sıra, sosyal medya aracılığı ile yayımlanan açıklamaları izledik.

Dünya sanatçımız besteci ve piyanist Fazıl Say'ın kurup genel sanat yönetmenli
ğini yaptığı Antalya Piyano Festivali'nden sadece siyasi nedenlerle ayrıldığını açıklaması üzerine, adı hiç gündem de yokken, Piyano Festivali sanat yönetmenliğine birden bire  orkestra şefi Gürer Aykal getirildi.

Ve asıl kızılca kıyamette ondan sonra koptu. Piyanist Fazıl Say, Aykal'ın kendisini sattı
ğını ifade eden açıklamalarda bulundu.

Aslında, bu hamle hiç yabancı olmadı
ğımız bir Gürel Aykal profiliydi. Zira Aykal'a Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kapısı kapanalı yıllar olmuştu. Şehir orkestralarında çeşitli nedenlerden dolayı zaten görev verilmiyordu, kala kala bir Borusan Filarmoni Orkestrası kalmıştı ki, oradan da ayrıldığı haberleri geliyordu. Tabii bu durumda Aykal'ın yapacağı şey, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel ile el sıkışmak.

Benim dü
şüncem, mesele bu kadar basit değil. Çünkü Gürer Aykal'ın yaklışık 14 yıl öncesine dayanan bir Antalya sevdası vardır ki, bu Antalya Senfoni Orkestrası'na rağmen Antalya'da kendi kurucu şefliğinde bir orkestra kurmak ve yönetmek sevdasıdır. Bunu 2004 yılında denedi ama açılan davalar ile bu girişimi engellendi. Gürer Aykal aynı senaryoyu şimdi yeniden yürürlüğe koydu ve  Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin bünyesinde Akdeniz Filarmoni Orkestrası adıyla bir orkestrayı kurma çalışmalarına başladı. Gürer Aykal'ın bu çalışması devam ederken kurucusu olduğu ve şefliğini yaptığı  İzmir Karşıyaka Belediyesi Filarmoni Orkestrası ile olan sözleşmesi belediye tarafından feshedildi.

Gürer Aykal'ın Antalya Büyük
şehir Belediyesi bünyesinde kurmayı planladığı bu orkestra da yıllardır kadro bekleyen genç sanatçılar mı yer alacak? Yoksa, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan gibi ülkelerden getirilecek sanatçılarla desteklenecek bir kadroda diğer şehir orkestralarında yer alan sanatçılar mı yer alacak? Bu konu şu an meçhul.

Ama görünen o ki, genç sanatçıları desteklemek, bu sanatçılara fırsat e
şitliği tanımak, yapılacak çalışmalarla klasik müzik sanatımızı güçlü kılmak hiç bir yöneticinin umurunda değil.

Ne Sayın Ada'nın, ne Sayın Aykal'ın.

Sanat yönetimini elinde tutmaya çalı
şanlar, iktidarın siyasi gücünün güdümünde, sadece kendi çelişkilerinin içinde kendilerine bir yol çizme ve gündemde kalabilme derdindeler!

O kadar!

Yeni bir yazıda bulu
şana değin esen kalın.

Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017