Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1676




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 18 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1604

Duyarsızlaşma - 03.11.2014





Osmanlı'dan bu yana bizde,  halkın ne istediği, neyi kabul ettiği çok önemsenir.

Halk neyi istiyorsa onu yapmak yoluna gidilir.

Bir beste yapmakta, bir resim yapmakta, bir roman yazmakta bu yol izlenir.

Çünkü halkın be
ğenisi, hatta çoğunlukla beğenisi, yapan/yazan kişi tarafından çok önemlidir.

Önemlidir, çünkü ekonomik getirisidir aslında önemli olan.

Halka ne verdi
ği değil.

O nedenle bizim toplumumuzda, sanat sanat için de
ğil, sanat toplum içindir düşüncesi genelde hakimdir.

Üretti
ğiniz sanat eseri, ne kadar çok alkış alırsa o kadar çok değerlidir.

Sahnede
şarkı söyleyen bir solist, ne kadar çok alkış alırsa o denli başarılıdır.

Bir
şarkı ne kadar çok alkış alırsa o kadar çok güzeldir

Bu nedenle, detone ama ünlü
şarkıcılarımız vardır bizim.

Bu nedenle, renk körü ressamlarımız vardır bizim.

Bu nedenle , kulağı işitmeyen bestecilerimiz, müzik adamlarımız vardır bizim.
 
Oysa, bir bestenin, bu besteyi seslendiren bir ses icracısının ba
şarısı, onu dinleyen dinleyicinin alkışının çokluğu ve kuvvetiyle nasıl belirlenir?

Bu popülist olgu kar
şısında, dinleyicinin ya da bir başka deyişle tüketici olan halkın "doğru"ya, yani yüksek zevk sansüründen geçirilmiş bir sanat eserine karşı duyarsızlaşması, verilenle yetinmesi doğal karşılanıyor.

Bu do
ğal görünen tutumu sergileyen toplumlardan "düşünmek" adına bir şey beklemek de mümkün görünmüyor.

şünemeyen toplumlar, aklını gerektiği gibi kullanamayan toplumlardır.

O zaman ise önce toplumsal kaos, ardından toplumsal çökü
ş kaçınılmaz oluyor.

Ülkemizdeki
şu anki durum, tıpkısının aynısı böyle bir durumdur.

Siyasi iktidar, her alanda oldu
ğu gibi sanatta da, bu "duyarsızlaştırma" sürecini izlediği politikalarla desteklemektedir.

Öyle ki, kendi görü
şleri çerçevesinde, folkloru sanat sanabiliyorlar.

Kitch bir yapıyı sanat eseri olarak görebiliyorlar.

Pop kültür onlar için sanattır zaten.

Çünkü duyarsızla
ştırdıkları halkın ilgi alanlarıdır bu popüler kitch yapı.

Bu gözlemin ardından görülen
şudur:

Ülkemizde esteti
ğin, edebiyatın, sanatın insan ruhuna hitap edenlerin değil, izlenen sosyal ve popüler politikalarla duyarsızlaştırılan halk katmanlarına hitap edenlerin güç kazanacağı/kazandığı apaçık görülüyor.

Bu gücü elinde tutanlar, yani sözde aydınlanmı
ş kişiler sayıca çok olabilirler.

Fakat haklı olanlar onlar de
ğillerdir.

Haklı bizleriz.

Çünkü bu aydınlanmı
şların elinde tuttuğu gücün sonucu sadece "çöp"tür!


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017