Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 64 müzisyen gazete okuyor
 
 
Hatice Zeliha Kökçek
 
 
Yayımlanan Sayı : 1646

Opera neden Tenor demektir? - 11.12.2015





Şimdi yok canım ne alaka demeden önce şöyle bir düşünün. Gözünüzde bir opera sahnesi canlandırın ve ta taaaaa, tenor rolü bir el havada şekilde orada beliriversin. Bu kadar farklı ses tipleri olmasına karşın günümüzde ve günümüzden çok daha önceleri opera sanatında tenor baş rolün neden bu kadar önemli olduğunu hiç düşündünüz mü?

Kısaca tanımlamak gerekirse opera; müzikli tiyatro, tenor da; en tiz erkek sesi olarak tanımlanabilir. Peki bu müzikli tiyatronun içinde di
ğer ses türleriyle aynı düzeyde anılmayan en tiz erkek sesimiz tenor neden neredeyse bütün başrollerin sahibidir?

Tenor kelimesi latince “tenere” kelimesinden türemi
ştir ve “tutmak” anlamına gelir (meşhur do tutmak ya da bir notayı tutmak bunla alakalı olsa gerek). Şöyle bir geçmişe uzanırsak Ortaçağ ve Rönesans Polifonisinde ister ses ister enstruman olsun, tenor sesi tüm ses skalalarının temelini oluşturmuştur. Geri kalan tüm sesler tenora uygun sınıflandırılmıştır. Yani tenor ses tüm diğer seslerin babasıdır.

Söyleyi
ş biçimleri dönem dönem farklılık gösteren tenorlar, barok dönemde erkek başrolleriyle yetinmeyip, kafa sesini kullanarak (şimdiki kontrtenor ses), o dönem sahne almaları neredeyse imkansız olan kadın başrollerini de söylemeyi bilmişlerdir. Barok dönemden sonraki çağlarda da bestelenen operaların %90’ının başrolleri, tenor sesler için yazılmıştır.

Bir de bu ses türünün iyisi oldukça de
ğerli ve nadir bulunur. Hele bir de yakışıklısı dünyada sayılıdır diyebilirim. Genelde tenorlar kısa boylu, tıknaz, göbekli ve oyuncak ayı suratlı olabiliyorlar. Yani hem yakışıklı hem yetenekli bir tenor olunca direk 3-5 basamak atlayıp dünya starı olabiliyorsunuz. Ancak sahip olduğunuz yalnızca kaliteli bir tenor ses ise, gerek yarışmalarda gerek okullarda gerek opera evlerinde baş tacı edilme ihtimaliniz, kısa boylu veya çirkin de olsanız çok yüksek bir ihtimal. Herkes bir Kaufmann olacak diye bir şey yok ama değil mi?

Bu arada tenor ses çok da güçlüdür. Kimi tenorların sesi uçak motoruyla e
ş değer desibelde olabilir. Normal bir insan aynı şiddette bağırmaya kalkarsa ses tellerini eline alabilecekken, bir opera sanatçısı ses tellerini doğru kullanarak mikrofonsuz bir şekilde büyük salonların en arka köşelerine dahi ulaşabilecek şiddette sese sahip olabilirler.

Bana göre tenorlar üzerinden yapılan “Tenor musun lan?”, “Al i
şte tam tenor!”, “Tenorluk yapma” gibi espiriler (normal lügatta sarışınlığa denk gelir) bu ses şiddetinin beyne verdiği geçici zarar sebebiyle tenorların anlık zeka kaybı yaşamasından kaynaklanır. Bir de işin kıskançlık yönü var ki, tam da bahsettiğim konu yüzünden bu tenorların el üstünde tutulması durumundan kaynaklanan; sormayın gitsin.

Tabi ki opera ve tenor deyince Pavarotti’den bahsetmemek olmaz. Kendisiyle aynı anda ya
şadığım yıllar olduğu için bile mutluluk duyduğum Luciana Pavarotti 2007 yılında öldüğünde hakkında yapılan tüm röportajları okumuştum. Ancak beni en çok etkileyen Pavarotti’nin ardından 2Pac’in sarfettiği sözlerdi. “Opera Pavarotti demek.” demişti. Bu sözler bence herşeyin özeti ve çok doğru. Bir düşünün… İç Anadolu’da bir köye de gitseniz, büyük bir şehrin ortasında da olsanız; opera dediğiniz zaman, “Hııııı Favorotti gibi de miiiiğ?” “Pavarotti gibi bağırıyor musunuz?” tarzında cevaplar alırsınız

Çünkü 7’den 70’e insanların operayla ilgili bildi
ği tek insan istisnasız Pavarotti’dir. Ve unutmayın ki Pavarotti bir tenordur!

Atatürk’le ilgili bir anıdan bahsederek bitirmek isterim. Sanatla iç içe olan ve sanat olmadan geli
şmiş toplum olunamayacağını çok iyi bilen ulu önderimizin en sevdiği aria Tosca operasından “E lucevan le stelle” idi. Dönemin ilk keman sanatçılarından Prof. Dr. Remzi Atak yaşadığı anıyı şöyle anlatıyor:

“Atatürk’ün çok duygulu oldu
ğu bir akşamdı. Bir şeye içerlemiş olduğu belliydi. Tosca operası’ndan Cavaradossi’nin ünlü aryasını çok severdi ve bana birçok kez çaldırmıştı. O gece de biliyordum ki sıra Tosca’ya gelecek; tedbir olsun diye cebimde notalarını hazır bulunduruyordum. Nihayet bana döndü, “Çal bakalım şu Tosca’yı” dedi. Ben notayı çıkarttım, “Hayır, hayır, öyle değil. notayı bırak, notasız çal!”

Notayı bıraktım, gözlerimi kapadım, konsantre oldum, ba
şladım çalmaya. Henüz bir iki nota çalmıştım ki “Hayır olmadı, bana dön, bana çal. Benim gözlerime bak öyle çal!” masada oturuyordu. O’na döndüm ve çalmaya başladım. “Gene olmadı, bana daha yaklaş” dedi. Yaklaştım, çok yaklaştım.

Belliydi ki çok uzak bir anısının içine gömülmek istiyor ve içinden çok eski zamanlara ait bir
şeyler taşıyordu. İçinde kopan fırtınayı dindiremiyordu bir türlü… Sonunda, “Kemanın sapını omuzuma dayayacaksın ve öyle çalacaksın” dedi.

Bir an için gözünüzün önüne getirin; tarihimizde ya
şamış, yaşayacak en büyük Türk, bir sanatçıya “Kemanın sapını omzuma daya ve o şekilde en sevdiğim melodiyi çal” diyor. Ben de, huşu içinde, aryayı çalmaya başladım.

Atatürk gözleri kapalı, biraz kısık, çok tatlı, çok anlamlı sesiyle melodiyi söylemeye ba
şladı. Gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. Aryayı belki onbeş kez tekrarladım.”

Gudubetadam

 

     

Bakınız Jonas Kaufmann tenor sesine sahip hem yetenekli hem de yakışıklı bir sanatçımız. Oyy kedi canını senin..

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019