Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1679




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 37 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1654

Dağ Fare Doğurdu - 18.04.2016





Alman yönetmen ve oyuncu Carl Ebert,  Atatürk'ün isteği üzerine Ankara'da, çağdaş sahne sanatlarımızın  çekirdeği olacak olan tatbikat sahnesini kurduğunda, ilerde bu sahnenin Devlet Tiyatrosu ve Devlet Opera ve Balesi tüzel kişiliğine kavuşacak olmasını da öngörmüştü kuşkusuz. Bu nedenle sahnelerimizin korunması ve yaşatılması için kuşkusuz bir takım tavsiyelerde bulunmuştu. Bu tavsiyelerin en önemlisi "asla ve asla mesleğinizden ödün vermeyin" tavsiyesiydi.

Ancak ilerleyen süreç içinde, önce Atatürk'ün 1938'de vefatı, daha sonra 1950'de CHP'nin bir daha gelememek üzere iktidarı kaybetmesi sonucu, sahne sanatlarımızın kurumlarının, kurulu
ş ilkelerin sulandırıldıkça sulandırıldı.

Hatta bu sulandırma öyle bir boyuta geldi ki Devlet Tiyatrosu'nda ve Devlet Opera ve Balesi'nde en uzun süreli genel müdürlük yapan Cüneyt Gökçer, özellikle tiyatro sanatımızı ki
şiselleştirme yoluna gitmekte bir beis görmemişti.

1949'dan bu yana sahne sanatlarımızın temelini olu
şturan oyunculuk mesleği, oyun yazarlığı, dramaturgluk, rejisörlük gibi müesseseler, aslında tatbikat sahnesinden gelen ilkeleri de ardına alarak ve hep tekamül ederek kurumsallığını sürdürmüştür. Aslında bu süreç dünya standartlarına bakıldığında oldukça kısa bir süreçti ve geldiği çağdaş düzey açısından dünyada örnek gösterilmesi gereken bir durumdur.

Siyasi iktidarın yakla
şık 10 yıldır planladığı kültür eylem paketi artık önümüze gelmek üzeredir ve sızan bilgilere göre dağ fare doğurmuştur.  Henüz resmi olarak açıklanmamış olan yeni düzenlemede kurumların içi boşaltılarak işlevsiz hale getirilmek amaçlandığı ortadadır. Yıllardır denenen ve kısaca "figüran tiyatrosu" denilen uygulamayla, kurumlara hakim "ben işime bakar prodüksiyonumu yaparım" zihniyetine yıllardır anlatmak istediğimiz tehlikenin boyutu artık somut olarak ortadadır.

Liyakat, bilgi, birikim, deneyim, yetenek, yüksek tahsil gibi de
ğerlerin sanat kurumlarından kapı dışarı edilerek, kurum sahneleri tamamen "piyasa şartlarının" emrine açılacaktır. Daha açık bir ifadeyle, proje hazırlamak,  onaylatmak, hayata geçirmek ve sahneye koymak süreci artık estetik ve sanat kuralları değerlerinin gerektirdiği koşullara bağlanmayacağından, sanatçının her an hazır olma sorunu da ortadan kalkacaktır.

O zaman sanat icra eden "sanatçılık" mesle
ği neden tercih edilsin ki? Yetenekli kişiler neden hayatlarını geleceği olmayan bir mesleğe adasınlar ki?

Mesleklerin süreklili
ği açısından opera ve bale de bu durum daha vahim bir boyuta ulaşacaktır.

Sonuç olarak:

Siyasi iktidarın "kültür sanat devrimi" olarak niteledi
ği ancak göründüğü kadarıyla "dağ fare doğurdu" özdeyişini bize söyleten yeni kültür ve sanat paketi, Devlet Tiyatrosu ve Devlet Opera ve Balesi kuruluş tüzüklerini yasa emri olmasına rağmen, sadece kendi kişisel Makyavelist tutumlarını güçlendirmek için, kendi kolonilerini ve kurumlar içindeki güç odaklarını oluşturmak için çıkarmayan (Muhsin Ertuğrul, Turgut Özakman, Ergin Orbey ve Yücel Erten dışında) tüm genel müdürler bu gelinen yıkım sürecinden ve yıkımdan sorumludurlar.

Eserleriyle övünebilirler.

Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017