Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1674




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1662

Durumdan Vazife Çıkarmak - 02.01.2017





Şimdi bakıyorum da, Atatürk'ün müzik, dolaysıyla sanat devrimi ve bu devrimin ayrıntılarını oluşturan politikalarını eleştirmek, eleştirmekten öte yere duvara vurup nasıl toz çıkarttığını seyrederek, bununla övünen kimi kalemşör akademik cenah mensupları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde yaptığı konuşmanın ana fikrinden yani durumdan vazife çıkarıp tüm nezaketleriyle teşekkürlerini ve şükranlarını bildiriyorlar.

 

Tabii bu teşekkür ve şükran bildirme yarışına bir itirazımız yok, olamaz da ama tüm modern ve çağdaş yaşam imkanlarını kendilerine veren ülkenin kurucusuna da aynı nezaketi göstermek gerekmez mi?

 

İlk büyük dünya savaşının hemen ardından kurulmuş  Türkiye Cumhuriyeti'nin o günkü olanakları içinde yaklaşık doksan yıl önce kurduğu ve ilerleyen yıllar içinde başarılı da olduğu  musıki muallim mektebi, tatbikat sahnesi gibi kurumlarının model ve başarıları ortada dururken, yeni kavramlar yaratarak bu kavramlar üzerinden geçmişteki başarıyı yok sayıp yeni kurumlar kurma girişimi içinde bulunmak ne derece doğru ve etkindir?

 

Türk Müziği radyolarda yasaklanmıştır diyerek, tek sesli geleneksel müziği ilerleyen çağdaş koşullara ayak uyduramamasını, sözde yasaklamalara bağlamak, konservatuarlarda ve okullardaki temel müzik eğitimini "geleneklerimize asla uymayan batı müziği normları üzerinden" yapıldığını  savunarak müzikte türcülüğe gitmek ne kadar doğrudur?

 

Türkiye'de o yıllarda radyo mu vardı ki, radyo(lar)da  Türk Müziği yasaklanınca müzik geril kaldı? 60'larda Trabzon'da uzun dalga Ankara radyosunun dinlemek için çektiğimiz ızdırabı, bugün Türk Müziği yasaklandı o nedenle müziğimiz geri kaldı masalının anlatıldığı genç jenerasyona, anlatsam, anlamazlar ki.

 

Bu ahval ve şerait altında radyoda Türk Müaziği yasaklansa ne olur, kimse dinleyemiyorki. Geçen yazımda da yazdım, 35 yıl öncesine kadar ülkenin büyük çoğunluğunda enstrümanla sokakta gezmek ayıp sayılıyordu. Bir de 30'lu, 40'lı, 50'li yılları düşünün. Türk müziği yasaklansa ne olur? Enstüramının elinde sokakta yürüyemedikten sonra.

 

Müzik Üniversitesi kurulma talimatını sayın Cumhurbaşkanı vermiş. 

 

Ve şimdi durumdan vazife çıkaran alaturkacı tayfa, dizi dizi makale döktürüyor.

 

Teşekkürlerini sunuyorlar Sayın Cumhurbaşkanına...

 

Ve Müzik Üniversitesi kurulurken, ilk önce yapılması gerekenin, liyakat sahibi kişilerin iş başına getirlmesi (bunda hemfikirim) ve özlük haklarının gereğince yapılması belirtiliyor.

 

Liyakat meselesinde hemfikirim ama şu özlük hakları meselesine birkaç salvo da ben atayım. Yıllarca bir sanat kurumunda üç otuz para maaşa, 1100 ek gösterge ile talim ederken, ben ve benimle birlikte tüm arkadaşlarım hiç aklımıza böyle bir şey getirmedik. Ülkenin en ücra köşesine kadar turne marifetiyle gidip sanatımızı icra eyledik. PKK terörünün 80'ler ve 90'lardaki en azılı döneminde terör bölgesinde eskort korumasıyla dolaştık. Ama hiç bir zaman özlük hakları meselesi gibi bir şey aklımıza gelmedi.

 

Sonra ne olduysa, kurumlarımız üzerine yeni modeller kurma, getirme hayali içinde bir takım kişiler (bu kişilerin isimleri bende saklı), çalıştaylar, sempozyumlar, toplantılar düzenleyerek getirmek istedikleri çağdaş modelleri tanıtmaya, övmeye ve bunların uygulama yöntemleri üzerine konuştular, konuştular ve konuştular.

 

Önerdikleri İngiliz modelinin Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve beşeri şartlarına uyup uymadığına hiç bakmadılar.

 

Sonra gün geldi çok övdükleri o model ellerinde TÜSAK olarak patladı.

 

Yıllarca övdükleri modelin karşısına geçtiler bu sefer.

 

Çünkü bir zamanlar ellerinde olan köşe başları, TÜSAK ile birlikte uçup gitmişti.

 

Şimdi kurulması için Cumhurbaşkanınca talimat verilen Müzik Üniversitesi, TÜSAK denilen garabetin yeni bir kurumsal yöntemi mi?

 

Muhafazakar demokrat müzisyenler ve kalemşör akademisyenler bu işe soyunduklarına, bu konuda durumdan vazife çıkardıklarına göre, aklıma böyle bir soru geliyor ister istemez.

 

Ama ne olursa olsun, tüm bu tartışmaların içinde, olan ülkeye ve ülkenin değerlerine, şu an önünü dahi göremeyen yetenekli gençlerimize oluyor.

 

Kurun bakalım Müzik Üniversitesi'ni.

 

Yıllarca Türk Müziğinin geri kalma sebebi olarak çağdaş çok sesli müziğe yapılan yatırımı bahane ettiniz.

 

Oysa tek sesli Türk Müziği'nin çağdaş müziği yakalayamamasının nedeninin bu müzik türünün "eski" olmasında aramalıydınız.

 

Aramadınız, şimdi Müzik Üniversitesi kuracaksınız.

 

Kurun bakalım "Hayırlı olsun"

 

Akkoyun kara koyun belli olacak o zaman... Eminim!

 

 

Müfit Semih Baylan

Editör

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017