Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1682




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1678

Nefesliler gerçekten hayatın kendisidir. - 02.10.2017





Şu nefesli gurubunun bir araya gelmesiyle kocaman bir gümbürtünün kopacağı akla gelir hep. Onun için dinleyici bu enstrümanlara karşı hep tedbirlidir.

 

Aman kulak zarımız patlamasın, aman kulak sağlığımızı koruyalım cinsinden hemi de

 

Oysa hiç de öyle değildir!.

 

Nefesli enstrümanlara düşkünlüğüm ilk sesini işittiğim andan itibaren yükselen biçimde artmıştır. Ama telli yaylı mızraplı, tuşlu hemen her enstrümanı çalabildiğim halde, sanırım dudak yapımdan olsa gerek nefesli enstrümanları hatm edememişmdir.

 

Özellikle çok sevdiğim trompet ve klarneti.

 

Perez Prado gibi latin orkestralarının vazgeçilmezi olan nefesli sazlar, nedense klasik müzik de oda müziği denince akla pek gelmez. Varsa yoksa, keman, viyola, viyolonsel, piyano ve kontrbas. 

 

Latin orkestraları deyince ilk aklımıza gelen, omzundaki maymunu ile şef koltuğuna oturup 150 kişilik orkestrasını büyük bir marifetle yöneten Perez Prado, nefesli gurubuna giren tüm çalgıları büyük maharetle çalar.

 

Sonra üçte ikisi nefeslilerden oluşan 70'lerin yani gençliğimin o müthiş Werner Müller Orkestrası 1976'da çıkardıkları "Jeth Get Die Party Richtig Los" adlı albümlerinde Perez Prado'yu kıskandıracak ölçüde bir müzikaleti sergilerler, La Paloma gibi dünyanın ünlü melodileri üzerine eyledikleri icralarla.

 

Bu girizgahtan sonra gelelim konumuza.

 

Bilkent Mezunu Kornocu Begüm Gökmen'in o inanılmaz idealizmi ile ülkemize kazandırdığı tek Brass topluluğu olan GHB yani Golden Horn Brass Topluluğu altı ay kadar önce BT Organizasyon etiketiyle çıkardığı ilk albümleri ile müzik dünyamıza bir mektup gönderdi.

 

Mektup göndermenin ötesinde ciddi hatırlatmalarda bulundu ve hafızamızı tazeledi.

 

Kolay iş değil Türkiye gibi batılı olmak isteyip olamayıp, doğunun kapısına sıkışıp onu da beceremeyen kısaca iki arada bir derede bocalayan eskimiş geleneklerine yaslanmış bir toplum yapısı, insan kaynağı bulunan bir ülkede kollektif bir çalışma ortaya koymak.

 

Eskilerimizin deyimiyle, hem de "kadın başına".

 

Atatürk'ün ülkede kadın haklarına attığı büyük el değiş, AB ülkelerinden medeni batıdan en az elli yıl öncesindeyken hala bu hakların üstesinden gelemeyip "kadın başına" sözcüğünün değer bulduğu bir ülkede Begüm Gökmen'in çabası gerçekten takdire yaşan eli öpülesi bir çalışma ve olay.

 

Bir topluluğu kurup, organize etmek, turneler, konserler ayarlamak, bu arada üç kağıda gelmek, ona üzülmek, üzülürken morali bozmamak, öte yandan anne olmak ve annelik görevlerini yerine getirmek, akademik kariyer peşinde koşmak, tümü erkeklerden oluşan gurup müzisyenlerini sevk ve idare etmek, gerçekten "kadına başına" zor bir uğraştır.

 

O nedenle Sevgili Begüm Gökmen'i her zaman çapım yettiği kadar destekledim, haberlerini yayınladım, yüreklendirmeye çalıştım ama ahaliye güvenip Trabzon'a konser için getiremedim.

 

Trabzon Uluslararası Fim Festivali için bir davet almışlar ama sonra başkaları devreye girip parsayı kapmış. Begüm Hanım'a da 'Kültür Müdürü değişti onun için olmadı' demişler. Kültür Müdürleri Trabzon'da hep değişir, bu makamın trafiğini takip etmek isterseniz baş dönmesinden öte dünyayı boylarsınız.

 

Sevgili Begüm Gökmen teveccüh buyurup imzalı tarafından albümü bana göndermişti. Ben de zevkle diskoteğime koydum.  Ve tabii inledim, hemen telefona sarılıp "Begüm Hanım'cım Tico Tico albümde neden yok? Tico Tico'suz bir GHB albümü düşünemiyorum" dedim.

 

Kendileri gayet nazık bir üslupla ve kısaca "repertuar gereği, inşallah yeni albüme" dedi.

 

Kornocu Begüm Gökmen'in kurduğu Golden Horn Brass Topluluğu şu sanatçılardan oluşuyor: 1. Trompet: Julian Lupu, 2. Trompet: Renota Lupu, Korno: Begüm Gökmen, Trombon: Emre Berbergil, Bastrompon: Hüseyin Çakır ve Trompet: Enes Nalkıran.

 

İlk albüm daha çok yerli ve yabancı türkülerin yeniden yorumlanmasıyla oluşmuş. Bunda da çok başarılı olmuşlar kuşkusuz. 

 

Albüm dönmeye başlayınca gelen tınılar çok tanıdık. Uzun İnce Bir Yoldayım, Dere Geliyor Dere, Zeytinyağlı Yiyemem Aman, Kızılcıklar Oldu mu? gibi GTHM'nin demirbaş türküleri, öte yandan Mozart'ın ünlü Türk Rondosu, İspanyol besteci Bizet'nin ünlü Carmen'i.

 

Hülasa Anadolu'yu da içine alarak Doğu Avrupa Rusya'sının step bozkırlarından İspanya'nın Avilla kalesine, Boğa güreşlerinin arenalarına kadar geniş bir coğrafyanın baladlarından oluşan süper bir repertuar yer alıyor albümde.

 

Bu ilk albümün bir örnek olmasını, topluluğun tüm çalışmalarının, konserlerinin zaten gençler için ciddi bir örnek olduğu gerçeğinden yola çıkarak, nefesli çalgılar albümlerinin giderek artması tüm dileğimdir.

 

Bu şahane albüm ve yaptıkları tüm çalışmalar için Sevgili Begüm Gökmen ve arkadaşlarını yürekten tebrik ediyorum.

 

Ve tabii Sevgili Begüm Gökmen'i bir kez daha kutluyorum, ne doğulu ne batılı olabilmiş ülkemde "kadın başına" GHB'yi kurup bir çok şeyin üstesinde gelebildiği için.

 

İzmirli Begüm Gökmen, genç kızlarımız için müthiş bir doğru örnektir.

 

Yolu/Yolunuz açık olsun.

 

Müfit Semih Baylan

Editör

 

 

     

Begüm Gökmen

Golden Horn Brass Topluluğu

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017