Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 50 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Durukan
 
 
Yayımlanan Sayı :

İlhan İrem: “Beklenen Çığlığı Ben, İçinizde Patlatıyorum” - 27.06.2006





Söyleşi: Deniz Durukan

İlhan İrem yıllardan beri dinlediğim, dinlemekten hiç bıkmadığım bir gönül insanı, müzisyen, şair... Müziğe başladığı yıllardan bugüne kadar çizgisini bozmayan, müzik kalitesini hiç düşürmeyen bir isim. İlhan İrem’in Kıbrıs’ta olması nedeniyle aşağıdaki söyleşiyi, internet üzerinden yaptık. Kendisiyle hiç karşılaşmadım ama yoğun telefon görüşmeleri sırasında gösterdiği incelik, kibarlık ve karşısındaki insana verdiği değer, onun hakkındaki düşüncelerimde yanılmadığımı bir kez daha gösterdi bana.

“Dua” adlı şarkınız hem ritim, hem de anlam olarak beni sarstı. “Dua”da bireysel ilişkiler; yar, ana, oğul  üçlemesi olduğu gibi, toplumsal bir yan da var. O “paslı yara”ların bir çok insanı yakaladığına eminim. Bundan dolayı mı “Dua”?

-“Dua”  mucizedir.  Müziğin, ritim  ve  sözlerin  olağanüstü  uyumu. Bir  ilahi  senfoni.  Yürek  burkan  bir  ağıt. Ürperten  vizyonlarla  lirik  bir  masal.  Ruhlar  alemine  yolculukta  Arafat’ın  sisleri.  “Dua”  o paslı  yara  ile  algılananların  daha  ötesi.

 Hiçliğe, mutlak  güzelliğe...

Şarkılarınızda ruh temizliği, insana, doğaya, hayata duyulan yoğun bir aşk var. Elbette ki bunun içinde sevgili de var. Bu şarkılar aşkla yazılmış. Ruhun ve hayatın bütün kötü yanlarından aşkla arınıyor gibisiniz...

 

 -“Soyun  üzerindekilerden  tenine  yapışmış  ıslak,  boğucu  giysiden.  UYAN !”

 Sonsuz  aşk,  kainatın  karadelikleri  gibi  gizemli, aç.

“Trans  akşamlarında  karadeliklerden  geçtim

                                              Sonsuzluk  notalarında

                                              Alemlere  işaretim”

Kendinize dönük (medyadan, kalabalık yerlerden uzak, doğaya yakın durmanız), yalın bir hayatı seçmeniz başka bir arınma yöntemi mi?

 

 -Şamanların  büyü  ayinlerindeki  gibi  

Ruhumun  ve  bedenimin  sesini  dinliyor 

                                         Ve  öyle  yaşıyorum.

Reankarnasyonla, yeniden doğuşla ilgilendiğinizi biliyoruz. Neden?

 

 -“Ruhun  Yükselişi”  şiiri,  “Seni  Seviyorum”un  kapak  resmi  sorunuzun  yanıtı.

 Ruhun  özü  Krizalit  içinde  saklı.

            Hiçlik, Varlığa  dönüştü  bilinmeyen  yolculuklarda.

           .....

 Yıldız  tozları, yeniden  doğuşun  işareti.

   .....

 Bir  kelebek,  reenkarnasyon  sancılarında 

                                                    Parçaladı  kozasını

                               Dönüşüm  başladı !

  Değişik  renkler, ağulu  yeşil,  çocukluk  pembesi

            Sarı  hüznü  yılların  düşsel  uçuşlarda ...

             .....

           İnsan  bedeninde  kanatları  hiiiç  yok olmadan

            Melek  şekline  büründü  ruh.

                         Basubadelmevt !

                                    Haberci  Güvercin

                                    Ruhun  Yükseliş

                          Seni  Seviyorum


                              Kelebek  ömrü  kadar  sonsuz.

 

                                       Seni  Seviyorum

 

               Unuttuğumuz

                    Bu  alemde  hatırlayamadığımız

                                                    Tuhaf  sırlar,

                                                    Hayaller...

 

                Başka  hayatlarda  yitirip,

                            Farklı  boyutlarda  bulduğumuz  birileri.

 

                                      Ruhun  Yükselişi !

    

                                      Seni  Seviyorum

Genel olarak dünyanın gidişatından mutsuzluk duyduğunuzu hissediyorum. Belki de dünyanın toptan bir reankarnasyona ihtiyacı vardır, ne dersiniz? - Her şey  olması  gerektiği  gibi  oluyor.

Büyük  patlamadan  bu  ana  her şey.

Büyük  patlamadan  bu  ana  her şey.

Biz  yalnızca  izdüşümleriyiz  yüzümüze  tutulan  sırları  dökük  aynanın.

Genelde her şarkının kendine ait bir ritmi vardır. önce belli bir tempoda gider, hızlanır ve tavana vurur. Sizin şarkılarınızda durum farklı. Belli bir tempoda gidiyor, hafiften çığlıklar başlıyor, sonra biraz daha artıyor, ama asla o patlamayı yapmıyorsunuz. Bunu özellikle yaptığınızı düşünüyorum. O beklenen çığlığı aniden kesiyorsunuz. Ve her şarkınızın sonunda bir soru işareti bırakıyorsunuz düşünmeye dair.


- “Uzlaşmaz  zıtlıklarda  nitelik  dönüşümleri  patlamalar  şeklinde  olur.”

 

 

        beklenen  çığlığı  ben,  içinizde  patlatıyorum.

Şarkılarınızı dinlerken ruhun ve evrenin sırlarına doğru bir yolculuk yaptırıyorsunuz bize. Bu hem hüzünlü hem de sarsıcı bir yolculuk. Ve hayat denen bu yolculukta hepimiz biraz firardayız...

 

- Ağulu  renkler  haberci  güvercin  kanatlarında.  Basubadelmevt !

 

 

Şalamar,  pulkanatlı  başıboş  ruhlar  sabaha karşı  salıncaklarında.

                       . . . . . . . . .

 Küflü  gülümsemeli, kuş  gagalı  başka  birileri  gidecekleri  yere  varamadan  tek   tek  dökülüyorlar  bu  yolculukta.

 

 

“Babil’in asma bahçelerinde iki kız yürüyordu. Biri yeşile çehrelenmiş, diğeri yok !”

Son Arzunuz...

- Işık ve sevgiyle...

 

2001



KÜF



Çeyrek yüzyıl önce çıktı kanatlarım
Nurlu kapılar ardında titriyorum.
Gece uçurumlarında ışıklar...
Hangisine uçayım?
Yıldızlar dökülüyor şeffaflığımdan
Gümüşi bir iz bırakmak için kabeye,
dönüyorum.
Kara bir taşı öpüp boşluklarda,
Aynalarda şeytan taşlıyorum.
Kahkahalarında boğaz bahçelerinin,
Derya reislerinin gece lüküslerinde
Beyhude can vermişler hep.
Artık tutuşmadan yanacağız terennümlerde
Kasvetli anlamları delip bir yerinden
Mavi tohumlar saçacağız.

Sevgilim, gölgelerinde debelenmiş aydınlığın,
Şen hayatların.
Yanlış bedeller ödemiş hovardaca.

Sabahakarşı salıncaklarında kutsal atlılar
Ve aynalarda tanıştığım başkaları
Beni sonsuzluğa karıştıran en eski ezgiyi
söylüyorlar

Alçaktan uçanları vurarak, özgürlüğü anlatıyorlardı.

Şerefime sivri uçlu adalar fethetti
Paslı bir çivi çaktı yüreğine, beni terketti.
Güzel olmayan güzel, albenili bir cin,
En çılgın anısıydı seyahatimin.
Sihirli ülkelerin o cömert sultanı,
Avarakasnak yürüme şeritlerinde
kendince muhteşem bir hayat sundu,

Gitti !

Yosunlu denizlerin karanlık ışıkları
Güzellikten bihaber güzellik aşıkları.
Aşık olduk yalancıktan, seviştik...
İndir peçeni aşağı!
Yeryüzü mü küçülüyor, Uzaklaşan kuşlar mı?

Çok uzaklardan geldim sahillerine
Hışırdayan dallar, dalgalar, kumlara uyandım.
Belirsiz bir boyutta, habersiz olanlardan
Çırılçıplak karşıladın beni.
Yalnızdın, yalnızdım.

Bu gökkuşağı nerelere uzanır,
Kimler geçer altından.
Bizim mi bu yeni hayat?
Kimler çekiştirecek tekrar?

Bu gökkuşağı nerelere uzanıyor,
Kimler geçer altından.
Yağmurlardan başka kimse, 
Dokunmayacak mı tenine?
O eski korkularda yüzecek miyiz?
Gezecek miyiz bakir sahillerde?
Biz, çırılçıplak...
Keşfedilmemiş bir aşkın arifesinde.

Uzaklardan bir gemi geçer,
Işıkları yanar yalanlara.
Kendince bir rota çizer / gömülür dalgalara.

Ölüler toplarız sulardan eski alışkanlıklarımızla.

Sonra sessizlik.
Bir ateş yakarım,
ısınırız çağlardan habersiz.

Sevişiriz
Yeniden mavileşir dünya.
Biz, iki huzurlu benek
Uyuruz.

Göksel bir rehber yanında
Köpüklü, yeniden başlangıç sahillerine savrulmuşsun sevdaların.

Eteklerinde bir yığın ölü yosun,
Uyuyorsun.

Temizleyemezsin çürükleri
İş işten geçti.
Sonbaharsa sonbahardır
Beyazsa beyaz
Sarıysa sarı...
Başka bir zamanda
Başka bir mekanda
Başka bir mevsimde uyuyorsun.

UYAN!
Beklenti kırıntıları hissediyorum,
Doğruysa.

Kumlu bakışlarından bilinmedik yıldızlar saçılsın uzaya.

Tut ki, öldü herkes
Bırak, düşünme kayıpları
Kara peçelerle salyalanıp
Yuvarlansın köhne dünya.

Tut ki, dev bir yanardağ patladı,
Meçhul bir yıldız çarptı anılara.
Şuursuzluğun saçını çekti insanlar.

Küçücük bir kurtarılmış sevda kıyısında
Yeni güzellik türküleriyle uyuyorsun.

Hayata dair menevişlerini hatırlıyorum.
Sonsuzluğu anlatan köpüklerde,
Sorulu noktacıklar.

Anılar, kıvılcımlar, güvercinler ve martılar öldü.
UYAN!
Umudum sönmeden karaltılarla
Al beni ateşler arasına,
Kavur.

Dünsüz gözleri yarına gülümseyen...
Bir bebek doğur.

Güle güle buruşturup attığım günler
İpi kopuk uçurtmalar, uçan balonlar.
Yırtılıp yokolan karşı sahil
Yaz düşleri, kavruk ağaçlar, sisler.
Kaybedilmiş hayatlar...
Güle güle !

Oysa, ne ipekler dokuduk
okşasınlar diye.
Havayi fişekler fırlattık,
Gülüştük gecelerce
Görmediler.

İşgal ettik tapınakları,
Çanlar çaldık
Duymadılar.

Küflenmiş sevgilere gecikmiş bir hava saldırısı.
Kaçacak, sığınacak, korunacak kimse yok!
Sevdalar, dostluklar, yeşiller bitti

Uzaklardayız.


İlhan İrem

(“Adonai” / Senfonik Şiir’den) 

BERFİN BAHAR DERGİSİ
Sayı: 78 Ağustos 2004 (Sayfa 10-11)



 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019