Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1682




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 21 müzisyen gazete okuyor
 
 
Zafer Yümlü
 
 
Yayımlanan Sayı : 1681

Ayna - 01.12.2017





Çocukluğunda Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalını okumayan yoktur sanırım. Kötü kalpli kraliçe vardır orada. Sihirli aynasına her sabah şu soruyu sorar; “Ayna ayna, söyle bana, benden güzel var mı bu dünyada?”

Ayna’ya bakmayı sevmeyen bir toplumuz biz. Gerçeklerden kaçmayı marifet sanıyoruz. Yıllardır siyasilerden masallar dinlemeye alı
şş toplum, aynaya bakıp kendini görmekten korkar olmuş. Kendini görmek istediği gibi bakmış aynaya.

Gelin
şimdi Ayna’dan kendimize bakalım.

Bir türlü ça
ğdaşlaşamamış, kendi kimliğinden utanan ama kendisini dev aynasında gören ezilmiş, Arabesk bir toplumuz. 1923 Türkiye’sinden kat kat gerideyiz. Atatürk’ten sonra yöneticilerin iktidarda kalma hırsı yüzünden bilinçli olarak halkın cahil bırakılmasıyla geleceğinden kaygı duyar hale gelmişiz. Sosyalizm, ülkemize 29 Ekim 1923’te gelmiş, 10 Kasım 1938’de de bitmiş. Köy enstitülerinin kapanması ile de mezardaki sosyalizmin üzerine beton dökülmüş. Avrupalı mıyız, Asyalı mı, yoksa Arap mı belli değil. Toplama kampına dönmüş ülke. Bir konuyu uzmanına danışıp ona göre programlamak yerine herkes her konuyu bilir olmuş.

Bu konulardan en önemlisi olan e
ğitimi, sanat eğitimini inceleyelim şimdi sizinle.

Anadolu Rock müzi
ğinin efsane isimlerinden Cem Karaca, “Bindik Bir Alamete” adlı şarkısında bir meseleden bahseder. Tütün meselesi. Ben de size Kuzgun meselesini anlatacağım sizlere. Hani şu başımızın üzerinde uçup devamlı gaaak diyen kuş. Çünkü toplumumuzda en çok bu kuştan bulunuyor.

Güzel sanatlar fakülteleri, e
ğitim fakülteleri, konservatuvarlar öğrenci alımlarını tamamladı. Eğitim başladı. Pek çok aile, çocuğunun bu okullara girmesini isteyerek sınav kapılarında bekledi. Bu kurumların ne olduğu, hangi sistemle eğitim verdiği, kapsamları, hangi kuruma bağlı oldukları, müfredatı, işleyişi, yönetimleri, bu kurumlardaki hocaların mesleki ve psikolojik eğitimi ve yeterliliği günümüzde hâlâ muammadır. Eğitim sistemi yüzünden yarış atı sahiplerine benzeyen veliler, sihirli aynaya bakan kraliçe gibi en yetenekli öğrencinin kendi çocukları olduğunu düşünür.

Oysa gerçekler acıdır…

Çoksesli müzik halka ö
ğretilmemiştir. Çünkü halkın çoksesli müziği öğrenip gelişmesi baştakilerin işine gelmemiştir. Atatürk’ün istediği gibi Türk Halk ezgileri çokseslendirilip dünyaya tanıtılmamıştır. Sanat kurumları, Türk bestecileri, Türk operaları çalmaktan kaçarlar. Toplasanız iki elin parmak sayısını bulmayan orkestralar, halk için konser vermek yerine salonlara kapanıp günü kurtarırlar. Sanatçı adı altındaki bu devlet memurları, proje üretmek yerine sadece maaş gününü ve zamları düşünürler. Konservatuvardaki hocalar derse gelmeyip, gelmediği dersin parasını almak için türlü oyunlar yaparlar. Aynı mantık, milli eğitimde de geçerlidir. Öğrenci, öğretmenin umurunda değildir. Dünya standartlarında bir eğitim sisteminden uzak olan böyle bir ülkede sokaktaki vatandaşın çoksesli müziği tanıması elbette ki beklenemez. Çünkü bu ülkenin müzik sıralamasında ilk sıraları arabesk, pop müzik ve Türküler paylaşır. Halk onları bilir. Çocukların geleceği, güzel sanatlar lisesi, müzik eğitim fakültesi veya konservatuvarlardaki öğrencilerin geleceği kimsenin umurunda değildir. Böyle bir ülkede çevreye iyi görünmek isteyen belediyeler ve bazı okullar da otistikler ve engelliler gibi dezavantajlı grupları kullanıp onların üzerinden pirim yapmaya çalışırlar.

Hal böyle iken durum
şudur ki; Türkiye’de normal öğrenciyi düşünmeyen eğitim sisteminde mutlak kulaklı otistik bir öğrenciyi müzik alanında yetiştirebilecek herhangi bir kurum yoktur. Çünkü bu öğrencilerin eğitimi için özel şartlar gerekmektedir.

Yani sistem ö
ğrenciyi ve toplumu sağılacak inek, yarışa sokulacak beygir olarak görmektedir.

Uzun lafın kısası sevgili dostlar, Kuzgun’a yavrusu
Şahin görünür demişler. Varın yavrularınızın halini siz düşünün.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017