Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1734




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1711

Bir turnusol kağıdı: Truva Sonatı Konseri - 22.01.2019





Dünya sanatçımız Fazıl Say’ın annesi Ayşe Gürgün Say’ın vefatı üzerine Külliye’den gelen  taziye telefonuyla aylar öncesinde başlayan süreç  19 Ocak 2019 günü, Fazıl Say’ın Truva Sonatı konserinde noktalandı. Tamamen insani duygularla başlayan bu süreç, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Fazıl Say’ın Ankara’daki Truva Sonatı konserine  davetli olarak katılımı ile zirveye ulaştı.

Konserde çok samimi görüntüler ortaya koyan dünya sanatçımız Fazıl Say ve Cumhurba
şkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yapılan konuşmalarla birlikteliğin duygu sosunu zirveye taşıdı. Aşık Veysel’in Kara Topra türküsünün bulunduğu taş plağı Fazıl Say’a hediye eden Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale ve İzmir eserlerinden sonra Ankara ve İstanbul içinde Fazıl Say’a eser siparişinde bulunalarak, bu eserlerin seslendirilmesini arzu ettiği mekanları da belirtti.

Buraya kadar her
şey görünüm açısından şahane.

Şimdi gözler Fazıl Say’ın Ankara’da konser mekanı olarak Cumhurbaşkanınca belirtilen Külliye’ye gidip gitmeyeceği yönüne çevrildi. Bu konudaki merak had safhada.

Cumhurba
şkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmalarda ülkemizin modern sanatları ve sanatçıları ile ilgili söyledikleri herkesin malumudur. Sayın Erdoğan sözlerini açık seçik söylemiştir. O nedenle bu sözleri tekrar hatırlatma yoluna gitmiyorum.

Bir Amerikalı piyanistin  kariyeri için en büyük hayali dünyanın seçkin orkestralarından NewYork Filarmoni  Orkestrası ile bir kere çalabilmi
ş olmaktır. Fazıl Say NewYork Filarmoni ile 15 kere çalmıştır. Yani Fazıl Say sanatıyla ve yaptıklarıyla kimseye kendini ispatlama ve yaranma ihtiyacı (asla) olmayan, önümüzdeki dört yılın konser biletleri tüm dünyada satılmış olan bir sanatçıdır. Ancak 2000’li yılların başlarında Türkiye’ye dönen ve yerleşen Fazıl Say, 2002’de başlayan AKP dönemi muhalefetinin önemli bir aktörü idi. Bu konuda çok önemli bir misyon üstlenmişti  ve her açıklaması, davranışı olay olmuştu. Toplumda büyük yankılara neden olmuştu.

Bu çerçeveden itibaren
şimdi muhalif kesim tarafından tartışılan birinci ana gündem ve sorular şu:

Madem uzla
şılacaktı, madem amaç uzlaşmaktı, o zaman geride kalan 15 yıllık süreçte, kötü gidişat ve çöküş süreci için direnmeyen sesini çıkarmayan devlet sanatçıları neden karalandı? Onca hakaretamiz sözlere neden  maruz bırakıldı? Neden vaktiyle Gürer Aykal işbirlikçi olarak karalanmak istendi. Şef İbrahim Yazıcı ve Viyolacı Filiz Özsoy’ın ihraç edilmelerini unutmayalım! Neden Devlet Sanatçısı Gülsin Onay bir Cuma yazısından dolayı bizzat Fazıl Say tarafından yazdıklarıyla yaftalanmak istendi? Hani arabesk yavşaklıktı? Neden Orhan Gencebay’a kızdık? Şimdi 50’li, 60’lı yaşlarını yaşayan bir kuşağın melodram filmleriyle büyüdüğü Hülya Koçyiğit’i neden yaftaladık? Neden tüm orkestralarımız, operalarımız 657’ye tabi devlet memuru sanatçılarımız, şefler, rejisörler, genel sanat yönetmenleri işbirlikçi pasif oldu? Vs, vs…

Bu sorulara cevap arıyorum?

Yukarıda yazdı
ğım gibi Fazıl Say, 16 yıllık AKP döneminin muhalif kanadının biricik figürüydü. Bu figüre ne oldu? Ne değişti de bu hale geldi? Sanatına saygım olduğu için kendisine omurgasız gibi kaba sözler yakıştırmak istemiyorum.  Pekala Fazıl Say çapında bir sanatçı kendisine sorunsuz bir yol açabilmek için bunu yaptı diyebiliriz. Bunda belki büyük oranda haklıdır! Ancak şunu es geçemeyiz: Fazıl Say’ın bu duruşu temsil ettiği muhalif kanadın da duruşu olarak tarihe geçti. O nedenle bu duruşunun bedelini öyle zannediyorum ki tamir edilemez biçimde ödeyecektir. Zira Fazıl Say ne yaparsa yapsın İslamcıları (İhvan)  memnun etmek asla mümkün değildir, edemeyecektir de.  Zaten dalga geçmeye başladılar bile….

Muhalif tarafca dillendirilmeye ba
şlayan “karşı mahalle ile uzlaşma” söylemi içi boş bir söylemdir. Zira “karşı mahalle” asla barışmaz, olsa olsa barışş gibi görünüp muhalif tarafı kendilerine dönüştürme eylemi içinde olacaklardır. O nedenle muhalif tarafın aydınları ve sanatçıları uyanık olup asla bu tuzağa düşmemeliler.

Benden söylemesi….


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019