Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 40 müzisyen gazete okuyor
 
 
Zafer Yümlü
 
 
Yayımlanan Sayı : 1732

İlkokul yıllarında tanımıştık organlarımızı. Mide, Karaciğer, Akciğer, Dil, Burun v.s. - 01.06.2019





Beyin diye bir organımız vardı bir de. Düşünmeye yarıyordu.

Hayvanlardan bizi ayıran en önemli özellikti aklını kullanmak.
İnsan, aklı ve mantığı olan hayvandır derler literatürde. Peki ne oldu bize sizce?

Binlerce yıl önce ya
şamış antik toplumlardan bire geriyiz günümüzde. Düşünme, felsefe, ileriyi görme, üretim yok. 21. yüzyıl Türkiye’sinde toplum, yozlaşş, gülmeyi unutmuş, araştırmayıp ne denirse inanan koyun durumunda. Teknoloji bağımlısı, iletişimsiz, otistik, engelli kişilerin her geçen gün sayısı artıyor toplumda. Cumhuriyetin yüzüncü yılına yaklaşırken onuncu yıldan daha gerideyiz.

Peki neden?

Cevap çok basit. Süt tozu!

Daha önceki makalelerimden birinde de bahsetti
ğim gibi ülkemizin bu hale gelmesi yüz yıllık bir plandır. Taa Çanakkale Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na hatta İstanbul’un Fethi’ne dayanır. Yüzyıllar boyunca Türkleri yenemeyen Avrupalıların Atatürk’ün ölümü ve ikinci dünya savaşı ile başlattıkları bir politika. Süt tozu ile başlar, entrikalarla, Bizans oyunlarıyla, tarikatlarla, dışa bağımlılıkla, kokuşturulmuş eğitim sistemiyle devam eder. Genetiği bozulmuş gıdalar, teknolojik bağımlılık, TV dizileri ve tüketim toplumu alışkanlıklarıyla özbenliğinden uzak, kültürüne yabancı, tembel, kimyası bozulmuş, psikolojik ve fizyolojik hastalıklarla boğuşur hale getirerek bilinçli bir biçimde uçuruma sürükler bizi.

E
ğitim dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden biri de Köy Enstitüleridir. Hasan Ali Yücel ile özdeşleşen bu kurumlar, vatan haini ilan edilerek bilinçli olarak kapatılmıştır. “Yücel’in Çiçekleri” diye anılan buradaki çocuklara “Yücel’in Piçleri” denmiştir.

Ya
şayarak, üreterek öğrenen; keman, mandolin çalan çocukların önü kesilmiştir.

İşin komik tarafı, kapatılalı yıllar olmuş, yerinde yeller esen bu kurumların her yıl kuruluşu kutlanır ülkemizde.

Oysa bu kurumlar sürseydi
şimdi her şehrinde tiyatrolar, orkestralar, korolar olan, teknolojisi en üst seviyede, bilim adamları, buluşlarıyla dünyaya mal olmuş bir ülke olurdu elimizde.

Ne diyelim?

Beyin, herkeste var ama kullanmasını bilene…

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019