Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Gül Emekçi
 
 
Yayımlanan Sayı :

Devlet Orhan Gencebay'la Barışıyor mu? - 28.08.2006





Müziği'nin usta isimleri ile Atatürk, Niğde ve Başkent üniversitelerinin müzik kürsülerinden hocalar, "Montu Uluslararası Müzik Merid Doktoru" ödülünü vermek üzere toplanmışlardı.

Kime? Orhan Gencebay'a...

Ne için? Son albümündeki "Gelin Birlik Olalım" adlı eseriyle müziğe ve ülkenin ulusal bütünlüğüne yaptığı katkılar için...

Orhan Gencebay isminin tarihçesini bilenler, tören boyunca acı acı gülümsediler tabii... Gencebay tam 30 yıl önce ilk kez Ankara Radyosu'nun kapısını çaldığında kapılar yüzüne kapanmıştı. Sınavı kazandığı halde "Kadro yok" diye geri çevrilmişti. Sonra televizyonun olmadığı, radyonun ise kapalı tutulduğu bir dönemde sadece plâk silahını kullanarak halkın sevgilisi olmuş, lâkin TRT’nin yasaklılar listesinden bir türlü kurtulamamıştı. Zaman geçtikçe devlet televizyonu  Gencebay'ın konserlerini, adeta yasak elma tattırır gibi izleyicilere yılbaşı, bayram gibi özel gecelerde yayınlamaya başlamıştı.

Ardından özel radyolar ve televizyonlar geldi. Yasaklı Gencebay kral tahtına oturdu. Devletin, bu "arabesk" salgına karşı, "acısız arabesk" üretme çabaları da hüsranla sonuçlandı, Gencebay'la devlet arasındaki köprüler atıldı.

İşte bu tarihçeyi bilenler için Ankara'daki tören hepten ilginç bir hal alıyordu. Törende Orhan Gencebay'a doktorluk payesi verildikten sonra TRT radyolarının Türk Sanat Müziği'nden Sorumlu Müdürü Kadri Şarman sözaldı ve herkesin şaşkın bakışları arasında Gencebay'ı övmeye başladı. "Onun müziğini arabesk diye damgalamak haksızlıktır" dedi Şarman; "Onunki farklı bir müzik arayışıdır, orjinaldir ve Türk Müziği'nde yeni bir çığır açmıştır".

Adeta, devlet 30 yıl kapattığı kapıyı aralamış, özür diliyordu.

* * *

Törenden sonra ödülü veren uluslararası Montu örgütünün Türkiye temsilcisi Niğde Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erdoğan Sürat'e ödülün gerekçesini sorduk. "Hem Gencebay'ın icrası güçlü, hem de son bestesinde müziğini ulusal birlik için ustaca kullanıyor" dedi. "Gelin birlik olalım/ yarın çok geç olmadan/ gelin dirlik bulalım/ vazgeçin öc almadan" şeklindeki sözleri örnek verdi.

Ancak doğrusu asıl ilginç olan Prof. Sürat'in, Gencebay'ın müziği icra yeteneğine ilişkin söyledikleriydi.

Prof. Sürat, Türk Müziği üzerine incelemeler yaparken, değişik müzisyenlerin konser kayıtlarını incelemeye alıp, bu sanatçıların seslerini doğru kullanıp kullanmadıklarını görmek istemiş. Bu amaçla kaydettiği bazı eserleri, Japonya'daki ses laboratuvarlarına göndermiş. Prof. Sürat'in anlattığına göre bu laboratuvarlarda ses teknisyenleri, icra edilen eserden rastgele bölümler seçerek icracıların "doğru ses basıp basmadıklarını" kontrol ediyorlarmış. Diyelim, bir bağlama sanatçısının ya da bir solistin bir parça içinde kullandığı bazı "re" notaları peşpeşe bilgisayara girilip, saniyedeki titreşim sayısına bakılarak ses frekansları ölçülüyormuş. İyi bir icracıdan, tüm "re"leri aynı frekansta basması beklendiğinden, incelenen sanatçılara 100 üzerinden bir puan veriliyormuş.

Şimdi bakın sonuçlara!..

Prof. Sürat, geçen yıl önce Prof. Nevzat Atlığ yönetimindeki devlet korolarının bir konser kaydını göndermiş Japonya'ya... Ve ilk hayal kırıklığı: Korodaki seslerin doğruluk payı, 100 üzerinden 7 çıkmış.

Ardından radyo sanatçılarının eserleri gönderilmiş. İzmir ve Ankara radyoları ortalamanın üzerine çıkmışlar. İstanbul sanatçıları çıtayı aşamamışlar. Bunun üzerine deneme için bir de bölge radyolarından örnek seçilmiş ve işte ilk şaşırtıcı sonuç orada alınmış. Erzurum Radyosu'ndan seçilen "Doğudan Sesler" adlı bir Türk Halk Müziği korosu incelendiğinde 100 sesin, 100'ünün de doğru kullanıldığı ortaya çıkmış.

İlginç değil mi?

Türk Klasik Batı Müziği koroları Japonya sınavında sınıfta kalmışlar. Ardından bazı pop müzik sanatçılarının konser kayıtları incelemeye yollanmış. İçlerinden sadece Ajda Pekkan, Mazhar-Fuat-Özkan ve Kayahan yüzde 100'e yakın bir düzeyi tutturmayı başarmışlar.

Şimdi sıkı durun... Dört sanatçı Japonya testinden "kusursuz" raporu almayı başarmışlar. İşte isimleri:

Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Kibariye ve Mine Koşan...

Hepsinde 100 sesin yüzü de doğru çıkmış. Prof. Sürat bu tabloyu şöyle yorumluyor: "Devlet, Türkiye'de herşeyde olduğu gibi müzikte de halkın çok gerisinde kaldı. Halk, sanatçılarıyla, beğenileriyle, icrasıyla devlete müzik öğretecek düzeye geldi. Bu işin maaşla yapılamayacağı sonunda anlaşıldı ve halkın sanatçılarının da boşuna böyle ilah haline gelmedikleri ortaya çıktı".

Bu ölçümlerin ne derece sağlıklı olduğunu bilmiyorum. Bildiğim, artık müzikte bükülemeyen elleri öpmenin ve "yarın çok geç olmadan",' birlik olup" şu işi en baştan düşünmenin zamanının geldiğidir.  


                                        

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019