Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1720




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 35 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı :

69 Yıl Sonra… - 04.10.2006





Geçen haftanın son yazısında Trabzon’daki bazı mekânlarda gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilmek istenen sanat etkinliklerinin sonuç olarak bu mekânlara hangi olumsuz etkisinin olacağı konusundaki yazımın ardından gazetemizin posta kutusuna benim bu düşüncelerimi eleştiren birkaç e-posta geldi. Hemen burada hatırlatmak istiyorum, bana e-posta yazana kadar söz konusu yazının yorum sayfasına bu düşüncelerin yazılması aslında çok daha iyi olur. Sonuç olarak tüm okurlarla bu yorumları paylaşmış oluruz.

Şöyle yazmış Seda Bulut ismindeki okurum: “Semih bey neden böyle her şeyi eleştirme hastalığına sahipsiniz anlayamıyorum. Ben sizin yerel basındaki yazılarınızı da okumuşumdur. Sürekli bir şeyi eleştirme peşindesiniz. Sizin için bu şehirde yapılan hiç mi doğru bir şey yok? Neden bu kadar olumsuz bakıyorsunuz her şeye. Böyle yazmaya devam ettiğiniz takdirde inanın daha yazılarınızı okumayacağım.

Bir başka okurumda, (bu okurum rumuz kullandığı için adını yazamayacağım) özet olarak şöyle demiş: “Madem bu kadar her şeyi biliyorsunuz, neden kendinizi Trabzon gibi bir taşra kentinde harcıyorsunuz? Bence siz İstanbul’a gitmelisiniz. Orada Türkiye’ye daha yararlı olabilirsiniz.

Son olarak Aynur Saral ismindeki okurum şöyle yazmış mektubunda özet olarak: “Belediyemizin etkinliklerini beğenerek takip ediyorum. Ancak sizinde değindiğiniz gibi bir takım aksaklıklar var. Ama asıl ben şu konuya değinmek istiyorum. Trabzon tarihini incelediğimiz zaman Atatürk’ün Trabzon’a üç kez geldiğini ve son gelişi olan 1937 yılında Trabzon’un tarihsel mekânlarının kullanımı üzerine sözler söylediğini görüyoruz. Bence bu sözlere aynen uyulmalı.”

Bu üç okuruma da çok teşekkür ediyorum. İlk iki okurumun beni olumsuz birisi olarak görmelerine üzüldüğümü söylemek istiyorum. Ya ben kendimi yani içsel düşüncelerimi anlatamadım bugüne kadar ya da bu değerli okurlarım beni anlamamışlar veya anlamak istememişler.

Benim her şeyi olumsuz yönde eleştirmek gibi bir derdim yok kuşkusuz. Ancak Trabzon’un, kişisel menfaatlerine düşkünlüğü ön planda olan halkının, her şeyi egolarına göre yönlendirerek bir kültür oluşturmaları ve bu kültürü yaşatmak için çaba göstermeleri benim en büyük kaygım. Çünkü bu kültür, bu bölgenin gelişmesinin, ilerlemesinin önündeki en büyük engel.  İşte bunu anlayabiliyorsak, daha doğrusu bu kültüre karşı mücadele edebiliyorsak geleceğimiz vardır diye düşünüyorum. Yoksa günü kurtarmak hesabıyla başımızı deve kuşu gibi kuma sokarak yaşamaya devam edersek, hadi bizden geçti artık çocuklarımız için umutlu ve iyi bir gelecek, gelişmiş bir Trabzon bırakamayacağımız ortadadır. Burada kastedilen Trabzon, her alanda ilerlemiş bir Trabzon’dur.

Aynur Saral adındaki değerli okurumun yazdıklarına gelince, sanırım kendisi genç bir arkadaşımız. Trabzon Tarihi ile ilgili yazdıkları beni heyecanlandırdı. Atatürk Trabzon'a son kez geldiği zaman Soğuksudaki Atatürk Köşkü’nde Necmiâti Spor Kulübü Ar Kolunun sunduğu konserden çok etkilenmiştir. Bu millet beni nasıl olsa bakar diyerek tüm servetini Türk Milletine bu konserden sonra bağışlamıştır. İşte böyle bir ortamda Atatürk Trabzon’daki tarihsel mekânların kullanılması için yol göstermiş ve “bu mekânları düzenleyiniz, gelecek nesillere emanet ediniz, bu mekânlarda sanat etkinlikleri düzenleyiniz” demiştir. Ayrıca şimdi devasa sahil yolunun geçtiği Ganita sahilinde ahaliyi toplayarak “bu denizin nimetlerinden mutlaka yararlanınız, çocuklarınıza mutlaka yüzme öğretiniz” demiştir. Şimdi Trabzon’da yüzme bilmeyen çocukların sayısı oldukça fazladır. sonuç olarak o dönemde Trabzon'un çok önemli bir gençluk kulübü olan Trabzon Gençler Kulübünün ve Halkevi Ar Kolunun sözkonusu tarihsel mekanlardaki etkinlikleri kentimizin o dönemdeki sosyal yaşamı içinde önemli bir yer bulur.

Ve sözümü şuraya bağlayacağım, ben geçen hafta yazdığım bu yazının sonuna kadar arkasındayım. Trabzon’un tarihsel mekânlarını şaçma sapan işler için değil, nitelikli sanat etkinlikleri için, tarihsel mekânın anatomisine yani statik ve fiziksel yapısına uygun olarak kullanmalıyız. Kızlar Manastırı’nda icra edilen Oda Müziği Konseri’nden yola çıkarak o neden yapılıyor da bu neden yapılmıyor deyip mesela burada boks turnuvası düzenlemeyelim.

Atatürk’ün yol göstericiliğinin 69. yılında ne olur, olmayacak işleri tartışmayalım. Yolu gösteren göstermiş zaten. Öyle değil mi?

Benim demek istediğim sadece bu…

Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019